BEL AĞRISI  
  BEL FITIĞI  

Bel Ağrısı, Bel Fıtığı

Yazan: Doç.Dr. Ahmet YILDIZHAN ( Kimdir? )
Nöroşirürji Uzmanı
American Association of Neurological Surgeons (AANS) Üyesi



SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
(SSK, BAĞKUR, EMEKLİ SANDIĞI)
HASTALARINA MUAYENE VE AMELİYATLARDA
%20 İNDİRİM

Bel ağrısı çok yaygın bir rahatsızlık olup teşhis ve tedavisi özellikler arzeder. İnsanların yaklaşık % 80'i hayatları boyunca en az bir defa bel ağrısı ile karşılaşmaktadır. Ağrı bazen haftalar hatta aylarca sürmekte, hastaların iş hayatları altüst olmakta, aile ve sosyal yaşantıları bu olaydan ciddi şekilde etkilenebilmektedir.
Sahip olduğu bel ağrısı basit bir tedavi ile iyileşebilecek iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyatlık hale gelmiş, daha da kötüsü ameliyata bile yetişemeden felç kalmış hastalar vardır.

Buna karşılık günümüzde tıp dev adımlarla ilerlemekte, teşhis ve tedavi metodları hızla gelişmektedir. Bel ağrısı yakınmasıyla bizlere gecikmeden ulaşan hastaların büyük bölümü konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı metodlarla iyileşebilmektedir. Ancak nöroşirürji uzmanı doktor kesin olarak ameliyata karar vermişse artık ameliyatı geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme sonucunda bazen telafisi mümkün olmayan problemler ortaya çıkabilmektedir.

 
 
Böylesine büyük bir bel fıtığı bulunan hasta bilim dışı yöntemlerle zaman
kaybederse bazen dönüşü olmayan bozukluklar ortaya çıkabilir.

Mutlak surette ameliyat gereken hastalarda operasyonun hiçbir safhasında dokulara çıplak gözle müdahale etmeyip, ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik veya mikroendoskopik teknik ile çalışmakta yarar vardır. Çünkü binlerce yıl evvel Hipokrat tarafından söylenmiş bir tedavi prensibi olan "Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz" sözü bugün de geçerliliğini korumaktadır.

Tedavide başarıya giden yol doğru teşhisten geçer. Bunun için bel ağrısı bulunan hasta da ilgili uzman hekime müracaat etmelidir. Hekim hastanın şikayetlerini dinleyecek, muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili tüm tetkik ve tahlilleri isteyecektir. Neticede teşhis netleşecek ve ondan sonra tedaviye geçilecektir.

Bel oldukça kompleks bir anatomik yapıya sahiptir ve bel ağrısı yapabilecek pek çok neden vardır. Travma, bel ağrısı ve/veya bacak ağrısına yol açan önemli sebeplerdendir. Travmanın şiddetine göre zedelenme yüzeyel dokularda kalabileceği gibi derine, omur kemikleri ve sinir elemanlarına kadar da ilerleyebilir. Bunların çoğu zorlanma, burkulma ve incinme tarzında hafif travmalar veya aşırı egzersize bağlı ağrılar olup şikâyetler ilaç ve istirahat tedavisi ile genelde bir hafta içinde geçer. Ancak omur kemiklerinde kırık ve/veya kaymaya yol açan daha ciddi travmaların tedavisi doğal olarak farklıdır.

 
 
Ciddi travmalar omur kemiklerinde kırılmalara neden olabilir. Yukarıdaki
şekilde L2 omur kemiğinin gövdesindeki kırık izlenmektedir.

Doğuştan gelen birtakım yapısal bozukluklar ve omurgadaki şekil bozuklukları da benzer şikâyetlere yol açabilir. Bunların bir kısmı ciltte belirti verirken diğer bir kısmında dışarıdan bakınca herhangi bir anormallik gözlenmez. Muayenenin tamamen normal olabildiği bu tip vakalarda teşhis görüntüleme yöntemleriyle konur.

Omurgadaki dejeneratif değişiklikler genellikle yaşlanmaya bağlı ortaya çıkarken bazı kişilerde meslek ve genetik yapı da önemli rol oynar. Yaşlanma sonucu disk ve bağlarda oluşan aşınma, yırtılma, deformasyon bel ağrısı yapabilir.

Hastanın şişman olması dezavantajdır. Bazen eklemlerin kalınlaşması, kireçlenme ve diskin dejenerasyonu ilerleyerek sinir elemanlarının geçtiği kanal ve delikleri daraltır. Bu da ciddi şikâyetlere neden olabilir.

Halkımızın "bel kayması" dediği spondilolistezis bel ağrısı ve bacak ağrısına yol açabilir.

 
 
Bel fıtığı ile bel kayması insanlar tarafından sık sık karıştırılmaktadır.
Yukarıda L5 kemiğinin S1’in üzerinden öne doğru kayması görülmektedir.

Sinir dokusunun bizzat kendisini ilgilendiren dejeneratif hastalıklar da gözardı edilmemelidir.

Çeşitli romatizmal rahatsızlıklar önemli bir grubu oluşturur. Hastanın hikâyesinin teferruatlı olarak alınması ve gerekli tetkiklerin yaptırılması yol göstericidir.

İltihabî hastalıklar da unutulmamalıdır. Beldeki kemiklerin iltihabı sözkonusu olabileceği gibi lezyon disk mesafesinde, zarlarda veya diğer yumuşak dokularda da bulunabilir. Bazen omur kemiklerinin tüberkülozunda görüldüğü gibi iltihap hem kemiği hem de yumuşak dokuları tutmuştur. Brusella gibi enfeksiyon hastalıkları yine bel ağrısı ve bacak ağrısına yol açabilir. Çok nadir olarak bu bölgede mantarlara ve paraziter hastalıklara da rastlanabilir.

Damarları ilgilendiren bazı hastalıklar da bel ağrısı ve bacak ağrısı yapabilir. Vücudun en büyük atardamarı olan aortun karın boşluğundaki bölümünün veya aorttan ayrılan diğer damarların balonlaşması, öteki damarlara ait yapı ve şekil bozuklukları buna neden olabilir.

İç organlara ait rahatsızlıklar da dikkate alınmalıdır. Pankreas, karaciğer, safra kesesi, kalp iç zarı, bağırsakların ve böbreklerin iltihabı; mesane, prostat, yumurtalık, rahim ve alt karın boşluğundaki diğer organların hastalıkları; böbrek taşı, ülser ayırıcı teşhiste gözönünde bulundurulmalıdır.

Bel ağrısı ve/veya bacak ağrısı dendiğinde insanların en çok korktuğu hastalıkların başında tümörler gelir. Bunların bir kısmı iyi huylu, bir kısmı ise kötü huyludur.

 
 
Manyetik rezonans fotoğrafında omurilik kanalı içerisine
yerleşmiş iyi huylu bir tümör görülmektedir.

Tümörler bizzat beldeki kemiklerden ya da yumuşak dokulardan köken alabileceği gibi komşu veya uzak organlardan yayılma yoluyla da gelmiş olabilirler. Uzak organlardan yayıldığı düşünülüyorsa meme, prostat ve akciğerler özellikle araştırılmalıdır. Pankreas, böbrek ve düzbağırsak tümörleri de unutulmamalıdır. Bu nedenle bel ağrısı ve bacak ağrısı şikayetleri ciddiye alınmalı, en ufak şüphede ileri tetkiklere gidilmelidir.

 
 
Manyetik rezonans fotoğrafında L4 omur kemiğinin gövdesinde bulunan
iyi huylu bir tümör okla işaret edilmektedir.

Bel bölgesinde rastlanan çeşitli kistler de bel ağrısı şikayetine yol açabilir.

Halkımızın kemik erimesi dediği osteoporoz belirli yaşın üzerindeki popülasyonda bel ağrısı ve sırt ağrısının oldukça yaygın bir sebebidir. Daha çok bayanları tutan bu hastalık için düz Röntgen filmleri ve kemik dansitesi çalışmaları yol göstericidir. Omurgayı ciddi şekilde etkileyen ve bel ağrısı yapan diğer bir metabolik hastalık da vücuttaki kalsiyum ve fosfor yetersizliğine bağlı olarak gelişen osteomalazi yani kemik yumuşamasıdır. Paget hastalığı da bu gruba girer.

Bütün bunların yanında kronik radyum zehirlenmesi, kanamalar, sinirlerin iltihabı,
lif-kas ağrısı, AIDS, omur kemiğinin kendi hastalıkları ve çeşitli jinekolojik hastalıklar gözardı edilmemelidir. Siyatik sinirin kalçadan iğne yapılırken veya başka nedenle yaralanması, bası altında kalması, sıkışması, beslenememesi, tümörleri dikkate alınmalıdır. Şeker hastalığı, kötü duruş ve oturuş alışkanlığı, şişmanlık, gebelik ve çeşitli psikolojik bozukluklar da bel ağrısı ve/veya bacak ağrısı yapabilir.

Ayırıcı teşhiste bacak damarlarından kaynaklanan, kalça eklemi ve diğer eklem rahatsızlıklarına bağlı olarak yayılan, sırt ve boyun bölgesindeki lezyonlardan yansıyan ağrıları ve diğer hastalıkları daima gözönünde bulundurmak gerekir.
Ayrıca, çevresindekilerin ilgi ve şefkatini çekmeye çalışan, tazminat veya erken emeklilik gibi dolaylı kazançlar hedefleyen insanların olabileceği de unutulmamalıdır.

Bel fıtığı, bel ağrısı ve / veya bacak ağrısına yol açan hastalıklar içinde hassas ve önemli bir grubu oluşturur.
Devamı


www.belfitigi.com


HASTA DEĞERLENDİRMELERİ

SİBEL KENDİR Tarafından:
Yaklaşık bir hafta önce hocamız annemi bel fıtığından ameliyat etti. Annem ağrıdan duramaz haldeyken götürdük kendisine. Ameliyattan çıktığında annem ağrılarından kurtulduğuna inanamıyordu. Ameliyattan çok korkuyordu ancak hocamın sayeside bu korkularının yersiz olduğunu gördük. Hastanede sadece 1 gece kaldık. İkinci gün hastamızı yürütebildik. Şu an çok iyi. Bunda hocamızın payı çok büyük. O hem çok iyi bir hekim hem de çok iyi bir insan. Hastalarına yaklaşımı da çok güzel. Kendisinden Allah razı olsun diyorum. Ve bu sıkıntıyı yaşayan herkese tavsiye ediyorum hocamızı.

AVNİ ALTAŞ Tarafından:
Allah sizden razı olsun. İlminizi yüceltsin. Ben yaklaşık 17 yıl önce ameliyat olmuştum. Çok kısa sürede iyileşip işime döndüm. Hem başarılı ameliyat geçirdim, iyileştim hem de maddi olarak da bana yardımcı oldu. Ameliyattan sonra kendisine hep dua ettim.

HÜSEYİN TAVŞAN Tarafından:
Selamünaleyküm. Biz Hüseyin Tavşan ailesi olarak ilk önce eşim, sonra kendim, daha sonra annem, 14 sene sonra da tekrar eşim 19.12.2014’te başka bir fıtıktan Doktor Ahmet Yıldızhan’a ameliyat olduk. Kendisinden çok memnunuz. Allah razı olsun. Başarılarının devamını diliyorum. Rabbim iki cihan saadeti versin. Dualarımız sizinle.


MEDİKALTÜRK DERGİSİ'NİN RÖPORTAJI

TÜRKİYE'NİN GÖĞSÜNÜ KABARTAN DOKTOR

       International Biographical Centre, Cambridge (IBC) araştırma, izleme ve editöryel bölümleri her yıl dünyanın dört bir yanındaki yüz binlerce doktoru ve çalışmalarını ayrıntılı ve titiz bir şekilde değerlendirerek dünyanın en iyi 100 doktorunu "IBC TOP 100 HEALTH PROFESSIONALS" adı altında seçmekte, ödül komitesi tarafından ödüllendirmekte ve tüm dünyaya duyurmaktadır. IBC tarafından 2014 yılında tüm dünyada "En İyi 100" yani "TOP 100" doktor arasında Türkiye'den Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan gösterildi.

       O sıradan bir doktor değil. Aynı zamanda dünyadaki güzelliklerin ve iyiliklerin artmasına katkıda bulunan insanlardan birisi. İnsanlık böyle örnek bireylerin sayesinde yavaş da olsa sürekli iyiye doğru gitmektedir.

       Ahmet Yıldızhan öylesine alçakgönüllüdür ki , Amerika'dan kendisine "Genius" yani "Dahi" madalyası verilmiş, sanki bu çok sıradan bir olaymış gibi hiç kimseye bundan bahsetmemiştir. Günlük yaşantısındaki mütevazı, dürüst, adil ve cömert davranışları karşısında hastalarının ve diğer insanların zaman zaman ağızları açık kalmıştır. Mesleğinde dünyanın en iyilerinden birisi olmasına karşılık bu tür başarılarla yetinerek pasifleşmemiş; Afrika'daki insanların temiz suya kavuşabilmeleri, çevrenin korunması, engelliler için daha mutlu ve kolay yaşanılabilir bir dünya oluşturulması, öğrenciler başta olmak üzere insanların ekonomik durumları gibi pek çok konu kendisini yakından ilgilendirmiştir.

       Çok okudu, çok yazdı. Çıkardığı Eğitim Bilim dergisi uzun yıllar hizmet etti. Daima hakkı, doğruyu ve güzeli savundu. Evrensel değerlere önem verdi. Yazdığı kitaplar ve makalelerde küresel problemlerin nasıl çözülebileceğini anlattı. Mutluluk gibi çok hassas ve soyut bir kavramı, matematik gibi sayısal alandaki bir denklemle, somut şekilde ifade etti.Yani mutluluğun denklemini buldu.

       Uzman doktor olduktan sonra gittiği Harvard Üniversitesi'nde "postgraduate" eğitim gördü. Özellikle bel fıtığı konusunda yaptığı bilimsel çalışmalar Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlanan klasik ders kitaplarında ve dünyadaki çeşitli dergilerde referans olarak yer aldı.Yazdığı "Bel Fıtığı ve Korunma Yolları" isimli kitabın İngilizce baskısı  yapıldı. Bu kitabın içeriği internet ortamında yayınlandı ve özellikle "Bel Sağlığı İçin 100 Tavsiye" bölümü nedeniyle kıtalararası teşekkürler aldı.Yurtiçi ve yurtdışından gelen binlerce hastayı ameliyat etti. Hastalarından ve garibanlardan çok hayırdualar aldı. Bel fıtığı ameliyatlarında uygulanan mikroteknik ve mikroendoskopik tekniğin ülkemizde öncülüğünü yaptı. Ayrıca dar omurga kanalı hastalığında uygulanan yeni ve çok önemli  bir teknik olan"Mikroteknikle İnternal Dekompresyon"  yönteminin halen dünyadaki öncülüğünü yapanlardandır.

       Sonunda dünya bütün bu çalışmalar karşısında sessiz kalmadı. American Association of Neurological Surgeons üyesi olan Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan , American Biographical Institute tarafından  Great Minds of the 21st Century (Yirmibirinci Yüzyılın Büyük Akılları) arasında gösterildi. International Biographical Centre, Cambridge tarafından ise 2000 Outstanding Intellectuals of the 21st Century ( Yirmibirinci Yüzyılın 2000 Önemli Entelektüeli) ve Outstanding Scientist of the 21st Century ( Yirmibirinci Yüzyılın Önemli Bilim Adamları) arasına dahil edildi.

       2014 yılına gelindiğinde ise kendisi International Biographical Centre, Cambridge  tarafından " Dünyanın En İyi 100 (TOP 100) Doktoru" arasında gösterildi ve Ahmet Yıldızhan'a aynı merkez tarafından profesör ünvanı da verildi. Bu, hem doktorumuz hem de ülkemiz için büyük bir onurdur.

       On yıldır yanında çalışan asistanının Ahmet Yıldızhan hakkındaki izlenimleri ise şöyle: Günlük yaşantısında "mükemmel saflık" denebilecek derecede dürüsttür. Ne söz verdiyse kesinlikle geciktirmeden yerine getirir. Şaşırtıcı derecede alçakgönüllüdür. Az ve öz konuşur, daha çok düşünür. Kibardır, konuşurken emir kipini kullanmaz. Bu güne kadar ağzından ne kötü bir söz işittim, ne de birisini kötülediğini duydum. O kadar pozitif bir insandır ki en kötü olayda bile olumlu bir yön bulabilir. İşinde çok titizdir. Hastalarına kusursuz hizmet vermeye çalışır. Diğer insanları ve garibanları, hatta diğer mahlukatı da mutlu etmek için elinden geleni yapar. Aşırı derecede cömerttir. Dünya malına önem vermez. Muayenehanede, hastalarına verdiği titiz ve gayretli hizmetin haricinde onu ya kitap okurken görürüm ya da ibadet ederken.

       Yalnızca Türkiye için değil tüm dünya için önemli bir değer ifade eden bu kıymetli bilim insanıyla yaptığımız röportajı sizlere takdim ediyoruz:

        -Medikaltürk Dergisi: Türkiye'nin göğsünü kabartan bir ödül aldınız. Öncelikle tebrik eder, bu büyük başarıdan dolayı sizi kutlarız. Bu ödülün sağlık dünyasındaki ehemmiyeti malumumuz. Dünyadaki ilk 100 doktor arasında olmak ve İngiltere'den profesör ünvanı ile onurlandırılmak sizde nasıl duygular doğurdu?

       -Ahmet Yıldızhan: Öncelikle Rabb'ime şükrediyorum. Ülkemizde ve dünyada bu makamlara ve ünvanlara layık daha nice doktorların olduğunu biliyorum. Eğer ortada bir başarı varsa bunu yetişmemde emeği geçen başta sevgili annem ve babam olmak üzere tüm hocalarıma, öğretmenlerime ve mesai arkadaşlarıma armağan ediyorum. Doktorluk fedakarlık gerektiren bir meslektir. Bana rahat çalışma ortamı sağlamak için bedel ödeyen fedakar eşime, sevgili evlatlarıma ve beni sürekli teşvik eden değerli insanlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

       -Medikaltürk Dergisi: Türkiye'de sağlık dünyasında bu ödülün Türk Doktorlarımız açısından da büyük bir moral olduğunu düşünüyoruz. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

       -Ahmet Yıldızhan: Zaten dünya çapında değerli çok doktorumuz var. Onların kıymetini bilmeli ve el üstünde tutmalıyız. Her alanda insanlarımıza yeterli imkan sağlanırsa, uluslararası planda çok daha iyi yerlere geleceklerdir. Ülkemizde tıp son yıllarda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Tedavi olmak amacıyla dış ülkelerden yurdumuza çok miktarda hastanın gelmesi ve artan uluslararası yayın sayısı bunun birer göstergesidir.

       -Medikaltürk Dergisi: Tarihe bakınca da bu coğrafyada çok kıymetli doktorların yetiştiğini görüyoruz, öyle değil mi?

       -Ahmet Yıldızhan: Evet, bu coğrafya ve burada ortaya çıkan medeniyet iklimleri çok önemli doktorlar yetiştirmiştir. İbn-i Sina komşu coğrafyada dünyaya gelse de sonuçta bizim medeniyet beşiğimizin yetiştirerek insanlığa hediye ettiği yüce bir şahsiyettir. Ünlü hekim Şerefeddin Sabuncuoğlu Amasya'lıdır. Tıbbın babası olarak anılan Hipokrat'ın doğduğu yer  Kos Adası'dır ve bu ada Bodrum Yarımadası'nın hemen karşısındadır. Yani Hipokrat bizlerin hemşehrisi sayılır. Galen zaten Bergama'lıdır. Kendilerine minnet borçlu bulunduğumuz, insanlığın ortak değerleri olan bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak tüm yeryüzünde fedakarca hizmet eden ve isimleri bir yerlere kazınmamış daha binlerce doktorun olduğunu da unutmamalıyız. Onları da burada minnet ve şükranla analım. Selam olsun o isimsiz kahramanlara.

       -Medikaltürk Dergisi: Alanında dünyanın en prestijli kuruluşu olarak bilinen Cambridge'deki "International Biographical Centre" (IBC) tarafından 2014 yılı sağlık alanında tüm dünyada en başarılı 100 sağlık profesyoneli arasında gösterildiniz. Bu ödülü verirken kriter nedir?

       -Ahmet Yıldızhan: Sizin de buyurduğunuz gibi bu kuruluş, alanında dünyanın en prestijli kurumu. Bunlar köklü gelenekleri olan saygın kurumlar. Herhalde çok ciddi kriterleri vardır diye düşünüyorum.

       -Medikaltürk Dergisi: Bel fıtığı ve dar kanal hastalıkları denince ülkemizde ve dünyada akla ilk gelen doktorlardansınız. Dar kanal nedir bize anlatır mısınız?

       -Ahmet Yıldızhan: Dar omurga kanalı diğer ismiyle spinal stenoz omurgamıza ait bir rahatsızlıktır. İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belirli bir çapı olan bu kanalın genişliği azalırsa, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan sinirleri kolayca sıkıştırmaktadır. Neticede bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma, huzursuzluk, karıncalanma, yürüme bozukluğu,  yürürken bir süre sonra mecburi oturma, yürüme mesafesinin giderek kısalması, sık idrar yapma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, cinsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkisi altına almaktadır.

       -Medikaltürk Dergisi: Dar kanal hastalığının teşhisi kolay mıdır?

       -Ahmet Yıldızhan: Dar omurga kanalı teşhisinin doğru olarak konması tecrübe gerektirir. Hastanın tetkikleri titiz bir şekilde değerlendirilirken sadece omurilik kanalının çapları değil aynı zamanda "efektif kanal alanı" da göz önünde bulundurulmalıdır. Kanal ile ilişkili, kanalı daraltan kalınlaşmış ve sertleşmiş bağ dokuları daima dikkate alınmalıdır. Bazen de lateral reses dediğimiz yandaki anatomik yapılar daralarak sinir elemanlarını sıkıştırabilir. Teşhis ve tedavide bu husus gözden kaçırılmamalıdır.

       -Medikaltürk Dergisi: Dar kanal ameliyatlarında uygulanan klasik cerrahiye karşılık siz ülkemizde ve dünyada yeni bir tekniğin öncülüğünü yapıyorsunuz. Mikroteknikle İnternal Dekompresyon denilen bu tekniğin avantajları nelerdir?

       -Ahmet Yıldızhan: Bu yöntemde omurilik kanalının iç kısmına mikroteknikle girilerek kanal içeriden genişletilmektedir. Böylece anatomik yapı mümkün mertebe korunmaktadır. Stabilizasyonu sağlayan anatomik yapı korunduğu için stabil kalmış olan bu hastalara ayrıca vida ve benzeri tarzda enstrümanları takmak gerekmemektedir. Sonuçta hastalara yabancı cisim konmamış olması büyük bir avantaj teşkil etmektedir. Özellikle ileri yaştaki hastalar için bu önemli bir kazanım olmaktadır.

       -Medikaltürk Dergisi: Muayenehanenizin girişindeki salonda "Ekonomik durumu iyi olmayan hastaların bunu bize bildirmeleri rica olunur" diye yazıyor. Bunu neden yazdınız?

       -Ahmet Yıldızhan: Bu meslek insanları sevmeden yapılabilecek bir iş değil. Bir doktor her şeyden önce insanları sevmeli. Rıza-ı İlahi'yi gözetmeli. Ben insanları hem severim, hem de kutsal bilirim. Ameliyatlarımı da bu duygu içinde yaparım. Ayrıca rahmetli annemin vasiyeti de bu doğrultudaydı.

       -Medikaltürk Dergisi: Redhouse İngilizce-Türkçe sözlüğünde "Professor" kelimesinin Türkçe karşılığı "Ordinaryüs Profesör" olarak verilmiş. Size verilen madalyada da "Professor Ahmet Yildizhan" yazıyor. Size bu profesörlük ünvanı dünyanın en itibarlı kurumlarından biri tarafından veriliyor ve madalyanın kutusunda ise "Majeste Kraliçe Hazretleri'nin Himayesiyle" ibaresi var. 2014 yılında "Dünyanın En İyi 100 Doktoru" arasına girdiğinizi ve önceki senelerde de uluslararası çok ciddi kurumlar tarafından "Yirmibirinci Yüzyılın Büyük Akılları" ve "Yirmibirinci Yüzyılın Önemli Bilim Adamları" arasına dahil edildiğinizi göz önüne alarak size "Ordinaryüs Profesör Ahmet Yıldızhan" diyebilir miyiz?

       -Ahmet Yıldızhan: Bildiğim kadarıyla şu anda böyle bir ünvan resmi olarak kullanımda değil. Bu nedenle bunu konuşmamızın anlamı da yok.

       -Medikaltürk Dergisi: İnsanlar sizi yeni yetişen gençlere ve kendi evlatlarına örnek bir şahsiyet olarak gösteriyorlar. Bu noktada sizin gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

       -Ahmet Yıldızhan: Aklınızı rehber edinin. Yeterince akıllı olan her insan sever, verir ve erdemli olur; doğruyu görür, kendini bilir, gerçeği bulur. "Sevin, verin ve erdemli olun" üçlüsüyle formüle ettiğim düstur hem günümüzde hem de önümüzdeki bin yıllarda daha mutlu bir dünya, daha yaşanabilir bir evren oluşturabilmemizin formülüdür. Bu formülü tüm insanlık olarak benimsemeli, eğitimde önemle yer vermeli ve genetik kodlarımıza kazımalıyız. "İdeal toplum" bu şekilde inşa edilecektir. Erdemli kişi hangi işi yaparsa yapsın elinden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalışır. "Erdemli olmak" kavramının içerisinde "adil olmak" da vardır. Adalet öylesine önemlidir ki, siz bir toplumdan bütün değerleri tek tek çekip alsanız ve geride sadece adalet kalsa, belki o toplum varlığını sürdürebilir. Ama adalet kalmazsa o toplum çöker. Unutmayın ki adalet evrensel değerlerdendir ve er geç yerini bulur. Aslında, iyilik eden de kötülük eden de kendine eder.

       -Medikaltürk Dergisi: Önemli ünvanların sahibisiniz. Bulunduğunuz yerden bakınca şanı,  şöhreti, malı, mülkü ve parayı nasıl görüyorsunuz?

       -Ahmet Yıldızhan: Yıllar öncesinden beridir dünyanın çok ameliyat yapan doktorlarından birisi olarak bilinmeme rağmen, halen dört evladımın tahsili ve evimi geçindirebilmek için bazı geceler geç saatlere kadar çalışırım. Çevreci ve ekonomik olduğu için küçük bir hybrid araca binerim. Ama bana "şu dünyadaki en zengin kişi kimdir?" diye sorsanız, "benim" derim. Çünkü ben yoktum Rabb'im var etti; bilinç, akıl, sağlık verdi ve bu dünyada bir faniye nasip olabilecek bütün nimetlerden tattırdı. Şükrederim ve yetinmesini bilirim. Zaten sahip olmak diye bir şey yok. Her şey O'nun. Veren de O, alan da O. Yapan da O, eden de O. Hatta O'ndan başka bir şey de yok. Tek mevcut O...

 
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU (SSK, BAĞKUR, EMEKLİ SANDIĞI) HASTALARINA
MUAYENE VE AMELİYATLARDA
%20 İNDİRİM

Adres: Valikonağı Caddesi No:143/10 Nişantaşı/İstanbul
Tel: +90 (212) 241 74 24 - 25    Cep: +90 531 270 65 71
Faks: +90 (212) 241 81 21

ayildizhandr@gmail.com
mesaj göndermek için tıklayınız