BEL AĞRISI  
  BEL FITIĞI  

Bel Ağrısı, Bel Fıtığı, Dar Kanal

Yazan: Doç.Dr. Ahmet YILDIZHAN ( Kimdir? )
Associate Professor Neurosurgeon
Nöroşirürji Uzmanı
American Association of Neurological Surgeons (AANS) Üyesi

Takdim

Önsöz

Ondördüncü Baskıya Önsöz

Giriş

Bel Fıtığının Tarihçesi

Bel Fıtığı Nedir?

Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Bel Fıtığının Ters Tarafta Olması

Bel Fıtığı Kimlerde Görülür?

Bel Fıtığında Hastalığa Yanlış Yaklaşımlar

Bel Fıtığından Korunmak

Bel Fıtığında Riskli Pozisyonlar

Bel Fıtığının Teşhisi

Bel ve Bacak Ağrısının Diğer Nedenleri

Bel Fıtığının Tedavisi

Bel Fıtığı Ameliyatı

Hangi Hastalar Ameliyat Edilmelidir?

Spinal Anestezi

Bel Fıtığında Tedavinin Hedefi

Bel Fıtığı Ameliyatının Sonuçları

Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası

Geleceğin Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel Fıtığında Gen Tedavisi

Bel Fıtığında Yatak İstirahati

Hamilelikte Bel Fıtığı

Çocuklarda Bel Fıtığı

Yaşlılarda Bel Fıtığı

Dar Spinal Kanal (Omurilik Kanal Darlığı)

Dar Kanal Ameliyatlarında Yeni Teknik

Bel Fıtığında Nüks Olayı

Bel İçin Egzersizler

Bel Sağlığı İçin 100 Tavsiye

Sonuç

Bel Fıtığı ile İlgili Videolar

Boyun Fıtığı

Boyun Fıtığı ile İlgili Videolar

Tıp Dışı Yazılar

Bel Ağrısı

Bel ağrısı öylesine yaygın bir rahatsızlıktır ki, insanların yaklaşık % 80'i hayatları boyunca en az bir defa bel ağrısı ile karşılaşırlar. Bel ağrısı bazen çok kısa sürede iyileşirken bazen de haftalarca hatta aylarca sürebilmekte, bazı hastaların iş hayatları altüst olabilmekte, aile ve sosyal yaşantıları bu olaydan ciddi şekilde etkilenebilmektedir.

Belin anatomisi ve biyomekaniği çok özel olduğundan bel ağrısının teşhis ve tedavisi de doğal olarak bazı özellikler arzeder. Bunlara dikkat edilirse bel ağrısı tedavisinde başarı oranı çok yüksektir. Günümüzde tıp bilimi dev adımlarla ilerlemekte, teşhis ve tedavi metodları hızla gelişmektedir. Bel ağrısı ile uzman doktorlara gecikmeden ulaşan hastaların büyük bir çoğunluğu konservatif tedavi adı verilen ilaç, istirahat, fizik tedavi ve benzer tarzdaki cerrahi dışı yöntemlerle iyileşebilmektedir. Ancak yapılan muayene, tetkik ve tahliller sonucunda uzman doktor kesin olarak ameliyata karar vermişse artık ameliyatı geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde bazen telafisi mümkün olmayan problemler ortaya çıkabilmektedir.

 
 
Böylesine büyük bir bel fıtığı bulunan hasta bilim dışı yöntemlerle zaman
kaybederse bazen dönüşü olmayan bozukluklar ortaya çıkabilir.

Boyun ağrısı ve sırt ağrısında olduğu gibi bel ağrısında da öncelikle ağrının nedeni ortaya konmalı, doğru bir teşhise gidilmelidir. Teşhis netleştikten sonra mutlak surette ameliyat gerekiyorsa, operasyonun hiçbir safhasında dokulara çıplak gözle müdahale etmeyip ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik veya mikroendoskopik teknik ile çalışmakta yarar vardır. Çünkü binlerce yıl evvel Hipokrat tarafından söylenmiş bir tedavi prensibi olan "Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz" sözü bugün de geçerliliğini korumaktadır.

Bel ağrısı tedavisinde başarının ilk şartı doğru teşhistir. Bunun için bel ağrısı bulunan hasta ilgili uzman doktora müracaat etmelidir. Doktor hastanın hikayesini detaylarıyla dinlemeli, muayenesini titizlikle yapmalı, gerekli tetkik ve tahlilleri istemelidir. Neticede teşhis net olarak ortaya konmalı ve ondan sonra tedaviye geçilmelidir.

Bel oldukça kompleks bir anatomik yapıya sahiptir ve bel ağrısı yapabilecek pek çok neden vardır. Travma, bel ağrısı ve/veya bacak ağrısına yol açan önemli sebeplerdendir. Travmanın şiddetine göre zedelenme yüzeyel dokularda kalabileceği gibi derine, omur kemikleri ve sinir elemanlarına kadar da ilerleyebilir. Bunların çoğu zorlanma, burkulma ve incinme tarzında hafif travmalar veya aşırı egzersize bağlı ağrılar olup şikâyetler ilaç ve istirahat tedavisi ile genelde bir hafta içinde geçer. Ancak omur kemiklerinde kırık ve/veya kaymaya yol açan daha ciddi travmaların tedavisi doğal olarak farklıdır.

 
 
Ciddi travmalar omur kemiklerinde kırılmalara neden olabilir. Yukarıdaki
şekilde L2 omur kemiğinin gövdesindeki kırık izlenmektedir.

Doğuştan gelen birtakım yapısal bozukluklar ve omurgadaki şekil bozuklukları da benzer şikâyetlere yol açabilir. Bunların bir kısmı ciltte belirti verirken diğer bir kısmında dışarıdan bakınca herhangi bir anormallik gözlenmez. Muayenenin tamamen normal olabildiği bu tip vakalarda teşhis görüntüleme yöntemleriyle konur.

Omurgadaki dejeneratif değişiklikler genellikle yaşlanmaya bağlı ortaya çıkarken bazı kişilerde meslek ve genetik yapı da önemli rol oynar. Yaşlanma sonucu disk ve bağlarda oluşan aşınma, yırtılma, deformasyon bel ağrısı yapabilir.

Hastanın şişman olması dezavantajdır. Bazen eklemlerin kalınlaşması, kireçlenme ve diskin dejenerasyonu ilerleyerek sinir elemanlarının geçtiği kanal ve delikleri daraltır. Bu da ciddi şikâyetlere neden olabilir.

Halkımızın "bel kayması" dediği spondilolistezis bel ağrısı ve bacak ağrısına yol açabilir.

 
 
Bel fıtığı ile bel kayması insanlar tarafından sık sık karıştırılmaktadır.
Yukarıda L5 kemiğinin S1’in üzerinden öne doğru kayması görülmektedir.

Sinir dokusunun bizzat kendisini ilgilendiren dejeneratif hastalıklar da gözardı edilmemelidir.

Çeşitli romatizmal rahatsızlıklar önemli bir grubu oluşturur. Hastanın hikâyesinin teferruatlı olarak alınması ve gerekli tetkiklerin yaptırılması yol göstericidir.

İltihabî hastalıklar da unutulmamalıdır. Beldeki kemiklerin iltihabı sözkonusu olabileceği gibi lezyon disk mesafesinde, zarlarda veya diğer yumuşak dokularda da bulunabilir. Bazen omur kemiklerinin tüberkülozunda görüldüğü gibi iltihap hem kemiği hem de yumuşak dokuları tutmuştur. Brusella gibi enfeksiyon hastalıkları yine bel ağrısı ve bacak ağrısına yol açabilir. Çok nadir olarak bu bölgede mantarlara ve paraziter hastalıklara da rastlanabilir.

Damarları ilgilendiren bazı hastalıklar da bel ağrısı ve bacak ağrısı yapabilir. Vücudun en büyük atardamarı olan aortun karın boşluğundaki bölümünün veya aorttan ayrılan diğer damarların balonlaşması, öteki damarlara ait yapı ve şekil bozuklukları buna neden olabilir.

İç organlara ait rahatsızlıklar da dikkate alınmalıdır. Pankreas, karaciğer, safra kesesi, kalp iç zarı, bağırsakların ve böbreklerin iltihabı; mesane, prostat, yumurtalık, rahim ve alt karın boşluğundaki diğer organların hastalıkları; böbrek taşı, ülser ayırıcı teşhiste gözönünde bulundurulmalıdır.

Bel ağrısı ve/veya bacak ağrısı dendiğinde insanların en çok korktuğu hastalıkların başında tümörler gelir. Bunların bir kısmı iyi huylu, bir kısmı ise kötü huyludur.

 
 
Manyetik rezonans fotoğrafında omurilik kanalı içerisine
yerleşmiş iyi huylu bir tümör görülmektedir.

Tümörler bizzat beldeki kemiklerden ya da yumuşak dokulardan köken alabileceği gibi komşu veya uzak organlardan yayılma yoluyla da gelmiş olabilirler. Uzak organlardan yayıldığı düşünülüyorsa meme, prostat ve akciğerler özellikle araştırılmalıdır. Pankreas, böbrek ve düzbağırsak tümörleri de unutulmamalıdır. Bu nedenle bel ağrısı ve bacak ağrısı şikayetleri ciddiye alınmalı, en ufak şüphede ileri tetkiklere gidilmelidir.

 
 
Manyetik rezonans fotoğrafında L4 omur kemiğinin gövdesinde bulunan
iyi huylu bir tümör okla işaret edilmektedir.

Bel bölgesinde rastlanan çeşitli kistler de bel ağrısı şikayetine yol açabilir.

Halkımızın kemik erimesi dediği osteoporoz belirli yaşın üzerindeki popülasyonda bel ağrısı ve sırt ağrısının oldukça yaygın bir sebebidir. Daha çok bayanları tutan bu hastalık için düz Röntgen filmleri ve kemik dansitesi çalışmaları yol göstericidir. Omurgayı ciddi şekilde etkileyen ve bel ağrısı yapan diğer bir metabolik hastalık da vücuttaki kalsiyum ve fosfor yetersizliğine bağlı olarak gelişen osteomalazi yani kemik yumuşamasıdır. Paget hastalığı da bu gruba girer.

Bütün bunların yanında kronik radyum zehirlenmesi, kanamalar, sinirlerin iltihabı,
lif-kas ağrısı, AIDS, omur kemiğinin kendi hastalıkları ve çeşitli jinekolojik hastalıklar gözardı edilmemelidir. Siyatik sinirin kalçadan iğne yapılırken veya başka nedenle yaralanması, bası altında kalması, sıkışması, beslenememesi, tümörleri dikkate alınmalıdır. Şeker hastalığı, kötü duruş ve oturuş alışkanlığı, şişmanlık, gebelik ve çeşitli psikolojik bozukluklar da bel ağrısı ve/veya bacak ağrısı yapabilir.

Ayırıcı teşhiste bacak damarlarından kaynaklanan, kalça eklemi ve diğer eklem rahatsızlıklarına bağlı olarak yayılan, sırt ve boyun bölgesindeki lezyonlardan yansıyan ağrıları ve diğer hastalıkları daima gözönünde bulundurmak gerekir.
Ayrıca, çevresindekilerin ilgi ve şefkatini çekmeye çalışan, tazminat veya erken emeklilik gibi dolaylı kazançlar hedefleyen insanların olabileceği de unutulmamalıdır.

Bel fıtığı, bel ağrısı ve / veya bacak ağrısına yol açan hastalıklar içinde hassas ve önemli bir grubu oluşturur.
Devamı


www.belfitigi.com


HASTA DEĞERLENDİRMELERİ

SİBEL KENDİR Tarafından:
Yaklaşık bir hafta önce hocamız annemi bel fıtığından ameliyat etti. Annem ağrıdan duramaz haldeyken götürdük kendisine. Ameliyattan çıktığında annem ağrılarından kurtulduğuna inanamıyordu. Ameliyattan çok korkuyordu ancak hocamın sayeside bu korkularının yersiz olduğunu gördük. Hastanede sadece 1 gece kaldık. İkinci gün hastamızı yürütebildik. Şu an çok iyi. Bunda hocamızın payı çok büyük. O hem çok iyi bir hekim hem de çok iyi bir insan. Hastalarına yaklaşımı da çok güzel. Kendisinden Allah razı olsun diyorum. Ve bu sıkıntıyı yaşayan herkese tavsiye ediyorum hocamızı.

AVNİ ALTAŞ Tarafından:
Allah sizden razı olsun. İlminizi yüceltsin. Ben yaklaşık 17 yıl önce ameliyat olmuştum. Çok kısa sürede iyileşip işime döndüm. Hem başarılı ameliyat geçirdim, iyileştim hem de maddi olarak da bana yardımcı oldu. Ameliyattan sonra kendisine hep dua ettim.

HÜSEYİN TAVŞAN Tarafından:
Selamünaleyküm. Biz Hüseyin Tavşan ailesi olarak ilk önce eşim, sonra kendim, daha sonra annem, 14 sene sonra da tekrar eşim 19.12.2014’te başka bir fıtıktan Doktor Ahmet Yıldızhan’a ameliyat olduk. Kendisinden çok memnunuz. Allah razı olsun. Başarılarının devamını diliyorum. Rabbim iki cihan saadeti versin. Dualarımız sizinle.


MEDİKALTÜRK DERGİSİ'NİN RÖPORTAJI

TÜRKİYE'NİN GÖĞSÜNÜ KABARTAN DOKTOR

       International Biographical Centre, Cambridge (IBC) araştırma, izleme ve editöryel bölümleri her yıl dünyanın dört bir yanındaki yüz binlerce doktoru ve çalışmalarını ayrıntılı ve titiz bir şekilde değerlendirerek dünyanın en iyi 100 doktorunu "IBC TOP 100 HEALTH PROFESSIONALS" adı altında seçmekte, ödül komitesi tarafından ödüllendirmekte ve tüm dünyaya duyurmaktadır. IBC tarafından 2014 yılında tüm dünyada "En İyi 100" yani "TOP 100" doktor arasında Türkiye'den Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan gösterildi.

       O sıradan bir doktor değil. Aynı zamanda dünyadaki güzelliklerin ve iyiliklerin artmasına katkıda bulunan insanlardan birisi. İnsanlık böyle örnek bireylerin sayesinde yavaş da olsa sürekli iyiye doğru gitmektedir.

       Ahmet Yıldızhan öylesine alçakgönüllüdür ki , Amerika'dan kendisine "Genius" yani "Dahi" madalyası verilmiş, sanki bu çok sıradan bir olaymış gibi hiç kimseye bundan bahsetmemiştir. Günlük yaşantısındaki mütevazı, dürüst, adil ve cömert davranışları karşısında hastalarının ve diğer insanların zaman zaman ağızları açık kalmıştır. Mesleğinde dünyanın en iyilerinden birisi olmasına karşılık bu tür başarılarla yetinerek pasifleşmemiş; Afrika'daki insanların temiz suya kavuşabilmeleri, çevrenin korunması, engelliler için daha mutlu ve kolay yaşanılabilir bir dünya oluşturulması, öğrenciler başta olmak üzere insanların ekonomik durumları gibi pek çok konu kendisini yakından ilgilendirmiştir.

       Çok okudu, çok yazdı. Çıkardığı Eğitim Bilim dergisi uzun yıllar hizmet etti. Daima hakkı, doğruyu ve güzeli savundu. Evrensel değerlere önem verdi. Yazdığı kitaplar ve makalelerde küresel problemlerin nasıl çözülebileceğini anlattı. Mutluluk gibi çok hassas ve soyut bir kavramı, matematik gibi sayısal alandaki bir denklemle, somut şekilde ifade etti.Yani mutluluğun denklemini buldu.

       Uzman doktor olduktan sonra gittiği Harvard Üniversitesi'nde "postgraduate" eğitim gördü. Özellikle bel fıtığı konusunda yaptığı bilimsel çalışmalar Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlanan klasik ders kitaplarında ve dünyadaki çeşitli dergilerde referans olarak yer aldı.Yazdığı "Bel Fıtığı ve Korunma Yolları" isimli kitabın İngilizce baskısı  yapıldı. Bu kitabın içeriği internet ortamında yayınlandı ve özellikle "Bel Sağlığı İçin 100 Tavsiye" bölümü nedeniyle kıtalararası teşekkürler aldı.Yurtiçi ve yurtdışından gelen binlerce hastayı ameliyat etti. Hastalarından ve garibanlardan çok hayırdualar aldı. Bel fıtığı ameliyatlarında uygulanan mikroteknik ve mikroendoskopik tekniğin ülkemizde öncülüğünü yaptı. Ayrıca dar omurga kanalı hastalığında uygulanan yeni ve çok önemli  bir teknik olan"Mikroteknikle İnternal Dekompresyon"  yönteminin halen dünyadaki öncülüğünü yapanlardandır.

       Sonunda dünya bütün bu çalışmalar karşısında sessiz kalmadı. American Association of Neurological Surgeons üyesi olan Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan , American Biographical Institute tarafından  Great Minds of the 21st Century (Yirmibirinci Yüzyılın Büyük Akılları) arasında gösterildi. International Biographical Centre, Cambridge tarafından ise 2000 Outstanding Intellectuals of the 21st Century ( Yirmibirinci Yüzyılın 2000 Önemli Entelektüeli) ve Outstanding Scientist of the 21st Century ( Yirmibirinci Yüzyılın Önemli Bilim Adamları) arasına dahil edildi.

       2014 yılına gelindiğinde ise kendisi International Biographical Centre, Cambridge  tarafından " Dünyanın En İyi 100 (TOP 100) Doktoru" arasında gösterildi ve Ahmet Yıldızhan'a aynı merkez tarafından profesör ünvanı da verildi. Bu, hem doktorumuz hem de ülkemiz için büyük bir onurdur.

       On yıldır yanında çalışan asistanının Ahmet Yıldızhan hakkındaki izlenimleri ise şöyle: Günlük yaşantısında "mükemmel saflık" denebilecek derecede dürüsttür. Ne söz verdiyse kesinlikle geciktirmeden yerine getirir. Şaşırtıcı derecede alçakgönüllüdür. Az ve öz konuşur, daha çok düşünür. Kibardır, konuşurken emir kipini kullanmaz. Bu güne kadar ağzından ne kötü bir söz işittim, ne de birisini kötülediğini duydum. O kadar pozitif bir insandır ki en kötü olayda bile olumlu bir yön bulabilir. İşinde çok titizdir. Hastalarına kusursuz hizmet vermeye çalışır. Diğer insanları ve garibanları, hatta diğer mahlukatı da mutlu etmek için elinden geleni yapar. Aşırı derecede cömerttir. Dünya malına önem vermez. Muayenehanede, hastalarına verdiği titiz ve gayretli hizmetin haricinde onu ya kitap okurken görürüm ya da ibadet ederken.

       Yalnızca Türkiye için değil tüm dünya için önemli bir değer ifade eden bu kıymetli bilim insanıyla yaptığımız röportajı sizlere takdim ediyoruz:

        -Medikaltürk Dergisi: Türkiye'nin göğsünü kabartan bir ödül aldınız. Öncelikle tebrik eder, bu büyük başarıdan dolayı sizi kutlarız. Bu ödülün sağlık dünyasındaki ehemmiyeti malumumuz. Dünyadaki ilk 100 doktor arasında olmak ve İngiltere'den profesör ünvanı ile onurlandırılmak sizde nasıl duygular doğurdu?

       -Ahmet Yıldızhan: Öncelikle Rabb'ime şükrediyorum. Ülkemizde ve dünyada bu makamlara ve ünvanlara layık daha nice doktorların olduğunu biliyorum. Eğer ortada bir başarı varsa bunu yetişmemde emeği geçen başta sevgili annem ve babam olmak üzere tüm hocalarıma, öğretmenlerime ve mesai arkadaşlarıma armağan ediyorum. Doktorluk fedakarlık gerektiren bir meslektir. Bana rahat çalışma ortamı sağlamak için bedel ödeyen fedakar eşime, sevgili evlatlarıma ve beni sürekli teşvik eden değerli insanlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

       -Medikaltürk Dergisi: Türkiye'de sağlık dünyasında bu ödülün Türk Doktorlarımız açısından da büyük bir moral olduğunu düşünüyoruz. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

       -Ahmet Yıldızhan: Zaten dünya çapında değerli çok doktorumuz var. Onların kıymetini bilmeli ve el üstünde tutmalıyız. Her alanda insanlarımıza yeterli imkan sağlanırsa, uluslararası planda çok daha iyi yerlere geleceklerdir. Ülkemizde tıp son yıllarda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Tedavi olmak amacıyla dış ülkelerden yurdumuza çok miktarda hastanın gelmesi ve artan uluslararası yayın sayısı bunun birer göstergesidir.

       -Medikaltürk Dergisi: Tarihe bakınca da bu coğrafyada çok kıymetli doktorların yetiştiğini görüyoruz, öyle değil mi?

       -Ahmet Yıldızhan: Evet, bu coğrafya ve burada ortaya çıkan medeniyet iklimleri çok önemli doktorlar yetiştirmiştir. İbn-i Sina komşu coğrafyada dünyaya gelse de sonuçta bizim medeniyet beşiğimizin yetiştirerek insanlığa hediye ettiği yüce bir şahsiyettir. Ünlü hekim Şerefeddin Sabuncuoğlu Amasya'lıdır. Tıbbın babası olarak anılan Hipokrat'ın doğduğu yer  Kos Adası'dır ve bu ada Bodrum Yarımadası'nın hemen karşısındadır. Yani Hipokrat bizlerin hemşehrisi sayılır. Galen zaten Bergama'lıdır. Kendilerine minnet borçlu bulunduğumuz, insanlığın ortak değerleri olan bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak tüm yeryüzünde fedakarca hizmet eden ve isimleri bir yerlere kazınmamış daha binlerce doktorun olduğunu da unutmamalıyız. Onları da burada minnet ve şükranla analım. Selam olsun o isimsiz kahramanlara.

       -Medikaltürk Dergisi: Alanında dünyanın en prestijli kuruluşu olarak bilinen Cambridge'deki "International Biographical Centre" (IBC) tarafından 2014 yılı sağlık alanında tüm dünyada en başarılı 100 sağlık profesyoneli arasında gösterildiniz. Bu ödülü verirken kriter nedir?

       -Ahmet Yıldızhan: Sizin de buyurduğunuz gibi bu kuruluş, alanında dünyanın en prestijli kurumu. Bunlar köklü gelenekleri olan saygın kurumlar. Herhalde çok ciddi kriterleri vardır diye düşünüyorum.

       -Medikaltürk Dergisi: Bel fıtığı ve dar kanal hastalıkları denince ülkemizde ve dünyada akla ilk gelen doktorlardansınız. Dar kanal nedir bize anlatır mısınız?

       -Ahmet Yıldızhan: Dar omurga kanalı diğer ismiyle spinal stenoz omurgamıza ait bir rahatsızlıktır. İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belirli bir çapı olan bu kanalın genişliği azalırsa, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan sinirleri kolayca sıkıştırmaktadır. Neticede bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma, huzursuzluk, karıncalanma, yürüme bozukluğu,  yürürken bir süre sonra mecburi oturma, yürüme mesafesinin giderek kısalması, sık idrar yapma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, cinsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkisi altına almaktadır.

       -Medikaltürk Dergisi: Dar kanal hastalığının teşhisi kolay mıdır?

       -Ahmet Yıldızhan: Dar omurga kanalı teşhisinin doğru olarak konması tecrübe gerektirir. Hastanın tetkikleri titiz bir şekilde değerlendirilirken sadece omurilik kanalının çapları değil aynı zamanda "efektif kanal alanı" da göz önünde bulundurulmalıdır. Kanal ile ilişkili, kanalı daraltan kalınlaşmış ve sertleşmiş bağ dokuları daima dikkate alınmalıdır. Bazen de lateral reses dediğimiz yandaki anatomik yapılar daralarak sinir elemanlarını sıkıştırabilir. Teşhis ve tedavide bu husus gözden kaçırılmamalıdır.

       -Medikaltürk Dergisi: Dar kanal ameliyatlarında uygulanan klasik cerrahiye karşılık siz ülkemizde ve dünyada yeni bir tekniğin öncülüğünü yapıyorsunuz. Mikroteknikle İnternal Dekompresyon denilen bu tekniğin avantajları nelerdir?

       -Ahmet Yıldızhan: Bu yöntemde omurilik kanalının iç kısmına mikroteknikle girilerek kanal içeriden genişletilmektedir. Böylece anatomik yapı mümkün mertebe korunmaktadır. Stabilizasyonu sağlayan anatomik yapı korunduğu için stabil kalmış olan bu hastalara ayrıca vida ve benzeri tarzda enstrümanları takmak gerekmemektedir. Sonuçta hastalara yabancı cisim konmamış olması büyük bir avantaj teşkil etmektedir. Özellikle ileri yaştaki hastalar için bu önemli bir kazanım olmaktadır.

       -Medikaltürk Dergisi: Muayenehanenizin girişindeki salonda "Ekonomik durumu iyi olmayan hastaların bunu bize bildirmeleri rica olunur" diye yazıyor. Bunu neden yazdınız?

       -Ahmet Yıldızhan: Bu meslek insanları sevmeden yapılabilecek bir iş değil. Bir doktor her şeyden önce insanları sevmeli. Rıza-ı İlahi'yi gözetmeli. Ben insanları hem severim, hem de kutsal bilirim. Ameliyatlarımı da bu duygu içinde yaparım. Ayrıca rahmetli annemin vasiyeti de bu doğrultudaydı.

       -Medikaltürk Dergisi: Redhouse İngilizce-Türkçe sözlüğünde "Professor" kelimesinin Türkçe karşılığı "Ordinaryüs Profesör" olarak verilmiş. Size verilen madalyada da "Professor Ahmet Yildizhan" yazıyor. Size bu profesörlük ünvanı dünyanın en itibarlı kurumlarından biri tarafından veriliyor ve madalyanın kutusunda ise "Majeste Kraliçe Hazretleri'nin Himayesiyle" ibaresi var. 2014 yılında "Dünyanın En İyi 100 Doktoru" arasına girdiğinizi ve önceki senelerde de uluslararası çok ciddi kurumlar tarafından "Yirmibirinci Yüzyılın Büyük Akılları" ve "Yirmibirinci Yüzyılın Önemli Bilim Adamları" arasına dahil edildiğinizi göz önüne alarak size "Ordinaryüs Profesör Ahmet Yıldızhan" diyebilir miyiz?

       -Ahmet Yıldızhan: Bildiğim kadarıyla şu anda böyle bir ünvan resmi olarak kullanımda değil. Bu nedenle bunu konuşmamızın anlamı da yok.

       -Medikaltürk Dergisi: İnsanlar sizi yeni yetişen gençlere ve kendi evlatlarına örnek bir şahsiyet olarak gösteriyorlar. Bu noktada sizin gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

       -Ahmet Yıldızhan: Aklınızı rehber edinin. Yeterince akıllı olan her insan sever, verir ve erdemli olur; doğruyu görür, kendini bilir, gerçeği bulur. "Sevin, verin ve erdemli olun (Love, be giving and be virtuous)" üçlüsüyle formüle ettiğim düstur hem günümüzde hem de önümüzdeki bin yıllarda daha mutlu bir dünya, daha yaşanabilir bir evren oluşturabilmemizin formülüdür. Bu formülü tüm insanlık olarak benimsemeli, eğitimde önemle yer vermeli ve genetik kodlarımıza kazımalıyız. "İdeal toplum" bu şekilde inşa edilecektir. Erdemli kişi hangi işi yaparsa yapsın elinden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalışır. "Erdemli olmak" kavramının içerisinde "adil olmak" da vardır. Adalet öylesine önemlidir ki, siz bir toplumdan bütün değerleri tek tek çekip alsanız ve geride sadece adalet kalsa, belki o toplum varlığını sürdürebilir. Ama adalet kalmazsa o toplum çöker. Unutmayın ki adalet evrensel değerlerdendir ve er geç yerini bulur. Aslında, iyilik eden de kötülük eden de kendine eder.

       -Medikaltürk Dergisi: Önemli ünvanların sahibisiniz. Bulunduğunuz yerden bakınca şanı,  şöhreti, malı, mülkü ve parayı nasıl görüyorsunuz?

       -Ahmet Yıldızhan: Yıllar öncesinden beridir dünyanın çok ameliyat yapan doktorlarından birisi olarak bilinmeme rağmen, halen dört evladımın tahsili ve evimi geçindirebilmek için bazı geceler geç saatlere kadar çalışırım. Çevreci ve ekonomik olduğu için küçük bir hybrid araca binerim. Ama bana "şu dünyadaki en zengin kişi kimdir?" diye sorsanız, "benim" derim. Çünkü ben yoktum Rabb'im var etti; bilinç, akıl, sağlık verdi ve bu dünyada bir faniye nasip olabilecek bütün nimetlerden tattırdı. Şükrederim ve yetinmesini bilirim. Zaten sahip olmak diye bir şey yok. Her şey O'nun. Veren de O, alan da O. Yapan da O, eden de O. Hatta O'ndan başka bir şey de yok. Tek mevcut O...



ŞAİR VE YAZAR ÖZCAN ÜNLÜ'NÜN MAKALESİ

"TIBBIN ORDİNARYÜSÜ" AHMET YILDIZHAN...

       İngiltere'deki International Biographical Centre (IBC), Cambridge dünyanın en saygın kurumlarından biri. IBC her yıl mevcut komiteleriyle uluslararası çapta doktorları izliyor, değerlendiriyor ve aralarından en iyi 100 (TOP 100) doktoru seçerek ödüllendirip dünyaya duyuruyor. Bu köklü kuruluş 2014'te dünyanın en iyi 100 doktoru arasına Türkiye'den Doç.Dr. Ahmet Yıldızhan'ı aldı, madalya verdi ve 'profesör' unvanıyla onurlandırdı. Bu ülkemiz için de bir onurdur...

       Aslında o küçük bir çocukken kendini belli etmişti. İlkokula başladığı yıllarda mahalledeki bir esnaf ile müşterisi ellerinde kağıtkalem satılan odunların ücretini hesaplamaya çalışıyordu. Oradan geçerken kulak misafiri olan minik Ahmet uzaktan bir iki saniye içinde onlara sonucu söyleyince hayretler içinde donakaldılar.

       Zorlu sınavlardan geçilerek girilen Kuleli Askeri Lisesi'ni birincilikle bitirmesine rağmen sonrasında Tıp Fakültesi'ni tercih etti. Yıllar sonra general rütbesine yükselmiş bir devre arkadaşı bu olay üzerine “Ordumuz çok değerli bir generali kaybetti fakat dünya çok değerli bir bilim insanını kazandı.” dedi.

       Amerika kendisine ödül olarak 'Genius' yani 'dahi' madalyası verdi. O bunu sessizce geçiştirerek sakin şekilde yaşantısını sürdürdü. 'Uzman Doktor' olduktan sonra gittiği Harvard Üniversitesi'nde 'postgraduate' (mezuniyet sonrası) eğitimi gördü.

       Amerikan Beyin Sinir Cerrahları Birliği'nin üyesi olan Yıldızhan, American Biographical Institute tarafından '21. Yüzyılın Büyük Akılları' arasında gösterildi. Ayrıca IBC, Cambridge '21. Yüzyılın 2000 Önemli Entelektüeli' ve '21. Yüzyılın Önemli Bilim Adamları' arasına dahil etti.

       Mutluluk gibi soyut bir kavramı matematiksel somut denklemlerle ifade etmesi dünyada bir ilkti. Akla vurgu yaptıktan sonra 'Sevin, verin ve erdemli olun' tarzında bir söylem geliştirmesini ve bunu insanlığı kurtaracak bir formül olarak takdim etmesini önemsiyorum.

       Yıldızhan'ın formüle ettiği 3 kelimelik düstur insanlığa yeni bir açılım sağlayacak değerdedir. O burada tüm insanlığa sesleniyor: “Hangi dinden, mezhepten veya felsefi görüşten olursanız olun sevin, verin ve erdemli olun; günümüzde de, gelecek binyıllarda da kurtuluşumuz bu formüldedir” diyor. Bu fikrine de çok değer veriyorum.

       Ödül madalyasının arkasında 'Professor Ahmet Yildizhan' ibaresi var. Redhouse Sözlüğü'nde 'professor' kelimesinin Türkçe karşılığı olarak 'ordinaryüs profesör' yazıyor. Yani İngilizler, Yıldızhan'a aslında 'Ordinaryüs Profesör Ahmet Yıldızhan' demiş oluyor. Bu evrensel bir onurdur ve kıymetini bilmek hepimizin boynunun borcudur.

       Bir zamanların efsane golcüsü milli futbolcu Lefter'e 'Futbolun Ordinaryüsü' deniyordu. Ben de Yıldızhan için 'Tıbbın Ordinaryüsü' diyebilirim.

       Yıldızhan'a, Türkiye'de 'doçent', İngiltere'de 'profesör' (Redhouse'a göre ordinaryüs profesör) unvanı verilmiş olsa da o benim gözümde ve zihnimde Ord.Prof. Ahmet Yıldızhan'dır. Başka bir unvan olsaydı onu da gönül rahatlığıyla verirdim.

       Yıldızhan'ın şahsında Doğu'nun felsefi derinliği ile Batı'nın sıkı bilim insanlığının buluştuğunu ve bunun giderek derinleştiğini görüyorum. Kozasını sessiz ve derinden örüyor. Gösterişsiz, riyasız. Bir bilge edasıyla... Bilgeler fikirleriyle sadece ülkelerini değil, tüm dünyayı ve evreni değiştirebilir. O yüzden Ord. Prof. Yıldızhan'ı tanıyalım, anlayalım, dikkat edelim, başarılarını alkışlayalım. Her ne kadar kendisi başarılar karşısında kendi iç evrenine çekilip tefekküre devam etse de ülke olarak bu pırıltılara ihtiyacımız var...

Vahdet Gazetesi



Milliyet.com.tr Haberi

Ahmet Yıldızhan dünyanın en iyi 100 doktoru arasında!

IBC tarafından 2014 yılında tüm dünyada "En İyi 100" yani "TOP 100" doktor arasında Türkiye'den Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan gösterildi.

Ahmet Yıldızhan dünyanın en iyi 100 doktoru arasında! International Biographical Centre, Cambridge (IBC) dünyanın en köklü ve saygın kurumlarından birisidir. IBC araştırma, izleme ve editöryel bölümleri her yıl dünyanın dört bir yanındaki yüz binlerce doktoru ve çalışmalarını ayrıntılı ve titiz bir şekilde değerlendirerek dünyanın en iyi 100 doktorunu "IBC TOP 100 HEALTH PROFESSIONALS" adı altında seçmekte, ödül komitesi tarafından ödüllendirmekte ve tüm dünyaya duyurmaktadır.

Ahmet Yıldızhan uzman doktor olduktan sonra gittiği Harvard Üniversitesi'nde "postgraduate" eğitim gördü. Yaptığı bilimsel çalışmalar Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlanan klasik ders kitaplarında ve dünyadaki çeşitli dergilerde referans olarak yer aldı. Yazdığı "Bel Fıtığı ve Korunma Yolları" isimli kitabın İngilizce baskısı da yapıldı.

American Association of Neurological Surgeons üyesi olan Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan'a önceki senelerde American Biographical Institute tarafından "Genius" yani "Dahi" madalyası verildi ve aynı merkez tarafından Great Minds of the 21st Century (Yirmibirinci Yüzyılın Büyük Akılları) arasında gösterildi. International Biographical Centre, Cambridge tarafından ise 2000 Outstanding Intellectuals of the 21st Century (Yirmibirinci Yüzyılın 2000 Önemli Entelektüeli) ve Outstanding Scientist of the 21st Century (Yirmibirinci Yüzyılın Önemli Bilim Adamları) arasına dahil edildi.

2014 yılına gelindiğinde ise kendisi International Biographical Centre, Cambridge tarafından "Dünyanın En İyi 100 (TOP 100) Doktoru" arasında gösterildi ve Ahmet Yıldızhan'a aynı merkez tarafından profesör ünvanı da verildi. Bu, hem doktorumuz hem de ülkemiz için büyük bir onurdur.

Ahmet Yıldızhan sadece tıpta değil, tıp dışı alanlarda da ileri sürdüğü yeni ve orijinal fikirlerle dikkati çekti. Mutluluk gibi çok hassas ve soyut bir kavramı, matematik gibi sayısal alandaki bir denklemle, somut şekilde ifade etti.

Ahmet Yıldızhan akla vurgu yaptıktan sonra tüm insanlığa seslenerek şöyle diyor:
"Sevin, verin ve erdemli olun." Hangi dinden, mezhepten veya felsefi görüşten olursanız olun; sevin, verin ve erdemli olun. Bu üç kelimeyle formüle ettiğim düstur çok önemlidir. Günümüzde de önümüzdeki bin yıllarda da kurtuluşumuz bu formüldedir. Daha mutlu bir dünya, daha yaşanabilir bir evren oluşturabilmemizin formülü budur.

Bu formülü tüm insanlık olarak benimsemeli, eğitimde önemle yer vermeli ve genetik kodlarımıza kazımalıyız. "İdeal toplum" bu şekilde inşa edilecektir. "Erdemli olmak" kavramının içerisinde "adil olmak" da vardır. Evrensel değerlerden olan adalet öylesine önemlidir ki, siz bir toplumdan bütün değerleri tek tek çekip alsanız ve geride sadece adalet kalsa, belki o toplum varlığını sürdürebilir. Ama adalet kalmazsa o toplum çöker. Aslında, iyilik eden de kötülük eden de kendine eder.


Ahmet Yıldızhan - Wikipedia Sayfası

Ahmet Yıldızhan (d. 1956) Türk hekim, beyin omurilik sinir cerrahı, düşünür.

Samsun'da dünyaya geldi. Bursa'da tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından imtihanla girdiği Kuleli Askerî Lisesi'nden okul birincisi olarak mezun oldu. Harbiye yerine tıbbiyeyi tercih ederek Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaydoldu. Buradan mezun olduktan sonra Gülhane Askeri Tıp Akademisi bünyesinde Nöroşirürji Uzmanı olarak askerlik görevini yaptı. Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Harvard Üniversitesi'nde postgraduate (mezuniyet sonrası) eğitim gördü. Yaptığı ilmî çalışmalar ABD'de yayınlanan klasik tıp kitaplarında referans olarak yer aldı. AANS Amerikan Beyin Omurilik Sinir Cerrahları Birliği (American Association of Neurological Surgeons)'ne üye seçildi. Amerikan Biyografi Enstitüsü (American Biographical Institute) tarafından kendisine "Genius" yani "Dahi" madalyası verildi ve Yirmi Birinci Asrın Büyük Akılları (Great Minds of the 21st Century) arasında gösterildi. Ayrıca Uluslararası Biyografi Merkezi (International Biographical Centre, Cambridge) tarafından Yirmi Birinci Asrın Seçkin 2000 Aydını (Outstanding Intellectuals of the 21st Century) arasına dahil edildi. Hâlen Türkiye'de çalışmakta olup adı dünyanın en iyi 100 doktoru arasında zikredilmektedir. "Kültür Dünyası", "İnsan Adına", "Sağlığınız" ve Eğitim Bilim" dergilerini yayımladı.



11.05.2015

ÖĞRETİ

(THE TEACHING OF YILDIZHAN)

Sevin Verin Ve Erdemli Olun

Sevin, verin ve erdemli olun (Love, be giving and be virtuous) tarzında üç temel direk (THE THREE PILLARS) içeren bu öğreti (THE TEACHING OF YILDIZHAN) varlık aleminin bilinçli varlıklarına sadelik (SIMPLICITY) esas alınarak sunulmuş bir hediyedir.

Bu öğretide "Sevin, verin ve erdemli olun (Love, be giving and be virtuous)" sözleriyle tüm bilinçli varlıklara önerilen şey insanlıkta ve varlık aleminde bir aşamadır. Ne adına olursa olsun birbirinizle savaşmayın, kırıp dökmeyin, hiç kimseye kıymayın, işkenceler yapmayın, kötü gözle dahi bakmayın. Hayvanları, bitkileri ve diğer varlıkları da incitmeyin. Hiçbir varlığı hor görmeyin, ayıplamayın. Asla kalp kırmayın. Sevmeyi tercih edin. Nefret etmek yerine sevin ki evrene barış gelsin. Her yeri huzur kaplasın.

Sevmekle kalmayıp aynı zamanda verin. Vermek öylesine geniş bir kavramdır ki maddi ve manevi her türlü fedakarlığı içerir. Karşımızdaki kişiden daima almayı, ondan her zaman kar etmeyi, onu bir şekilde hep sömürmeyi hedeflememek gerekir. Ne tür bir ilişki içinde olursak olalım karşımızdakinin çıkarlarını da en az kendimizinki kadar düşünmeliyiz. Almak kadar vermeyi de bilmeliyiz. Özverinin her türlüsünü öğrenmeliyiz. Verelim ki açlık ortadan kalksın. Yoksulluk sona ersin. Refah her tarafa yayılsın.

"İdeal toplumu" inşa edebilmek için sevmenin ve vermenin yanında erdemli olmamız da gerekir. Erdemli olmak kavramının içerisinde nefsinin kölesi olmamak; iyi huylu, adil, saf ve temiz, doğru sözlü, dürüst, asil tavırlı, affedici, hizmet ehli ve yardımsever, merhametli ve vicdanlı, güvenilir, sadık, hoşgörülü, vefalı, namuslu, sır saklamayı bilen, orta yolu benimsemiş ve ılımlı, tedbirli, alçakgönüllü, barışsever, mert, cesur, kibar, onurlu, sağduyulu, cömert, saygılı, sabırlı, çalışkan, kanaatkar, şükretmesini bilen, gıybet ve iftira etmeyen, hor görmeyen ve ayıplamayan, sorumluluk sahibi, ilkeli, aklını rehber edinmiş, empati yapabilen, irade sahibi, pozitif düşünceli, ümitvar, bilgiye ve öğrenmeye açık, eğitime önem veren, lüzumsuz konuşmayan fakat konuşmak gerektiğinde de sessiz kalmayan, güçsüzleri koruyan, engellileri unutmayan, çocuklar üzerine titreyen, yaşlıları baş tacı eden, bilgece düşünerek yargılamayan ancak geçmişten dersler çıkarmasını bilen, temel hak ve özgürlükleri savunan, evrensel değerlere önem verir olmak gibi kavramlar vardır. Erdemli olalım ki "ideal toplum" teşekkül etsin. Evren cennete dönsün.

Herhangi bir varlık sevmek ve vermenin yanında yukarıdaki 50 erdemden (THE FIFTY YILDIZHAN VIRTUES) ne kadar fazlasına sahipse o kadar iyiye gitmiş, tekamül etmiş, olgunlaşmış, yüceleşmiş ve bilgeleşmiştir. Derecesi de o oranda yükselmiştir. Tanrı’ya da o derecede yaklaşmış, O’nun sevgilisi olmuştur. Seven, veren ve erdemli olan kişi Tanrı’ya doğru koşan kişidir.

Tekamül etmiş bireylerden oluşan "İdeal toplum" eğitimle yaratılacaktır. Bütün bu değerler insanlara bilgi ile birlikte anaokulundan itibaren verilmeye başlanacak ve aile içindeki eğitim de bunun bir parçası olacaktır. Eğitimle toplumdaki bütün kirler temizlenebilir. Zihinler saflaştırılabilir. Eğitimle iyi olmayacak, kazanılmayacak insan yoktur. Yirmibirinci yüzyılın ve daha sonraki asırların barışsever, özgür, mutlu, erdemli ve bilge toplumlarını iyi eğitimden geçmiş bu insanlar oluşturacaklardır. Uzaya evrensel değerleri bu insanlar götüreceklerdir.

Ahlak çok önemli bir kavramdır. Kutsal metinlerden bizlere ulaşmış çok değerli ahlak kuralları vardır. Bunlar insanlığın ortak kazanımlarıdır. Ancak dinsel kökenli ahlakın yanında seküler ahlak da mevcuttur. Ateist bir kişi de dindar birisi kadar ahlaklı ve erdemli olabilir.

Bir kişinin dini, inancı ve ahlakı ancak aklı kadardır. Çünkü bilinçli bir varlık Yüce Yaratıcı’yı ancak aklı kadar anlayabilir. Bunun gibi sevmesi, vermesi ve erdemli olması da ancak aklı kadardır. Aklı kadar sevebilir, verebilir ve erdemli olabilir. İleri düzeyde akıllı olan bir kimse düşmanını dahi sevebilir. İstisnasız her insanın ve her mahlukun sevilecek en az bir yönü vardır. Yılanlar ve akrepler bile ne kadar sevimlidirler. Yılanların üzerindeki renkler ne güzel uyumludur. Akrepler ne kadar ince, zarif ve ölçülü yaratılmışlardır. Bütün evren ne muhteşem bir sanat eseridir.

Akıllı insan yerine göre bir tebessümün bile vermek olduğunu bilir ve yüzünden tebessümü eksik etmemeye çalışır. Gerektiğinde ise en ileri düzeyde özveride bulunabilir.

Sevmek, vermek ve 50 erdem aynı zamanda kişiyi güzelleştiren birer süstür. Ne kadar erdemliyseniz o kadar güzelsinizdir. Üst seviyede akıllı bir varlık erdem konusunda öylesine tekamül edebilir öyle yüceleşebilir ki sonunda adeta mükemmel saflığı yakalayabilir.

Hangi dinden, mezhepten veya felsefi görüşten olurlarsa olsunlar tüm bilinçli varlıklar aklı rehber edinmelidirler. Yeterince akıllı olan her varlık sever, verir ve erdemli olur; doğruyu görür, kendini bilir, gerçeği bulur. "Sevin, verin ve erdemli olun (Love, be giving and be virtuous)" kelimeleriyle temellendirdiğim öğreti hem günümüzde hem de önümüzdeki bin yıllarda daha mutlu bir dünya, daha yaşanabilir bir evren oluşturabilmemizin formülüdür. Bu formülü tüm insanlık olarak benimsemeli, eğitimde önemle yer vermeli ve genetik kodlarımıza kazımalıyız. "İdeal toplum" bu şekilde inşa edilecektir. Seven, veren ve erdemli davranan bireylerden oluşan "Yıldızhan’ın İdeal Toplumu" nun ileri aşamalarında artık orduya, polise ve adliyeye de gerek kalmayacaktır. Devlet ise sadece hizmet üretmek amacıyla varlığını sürdüren teknik devlet olacaktır.

İnsanlığı ve tüm varlık alemini gelecekte çok daha güzel günler beklemektedir.


Yıldızhan'ın 50 Erdemi
(The Fifty Yildizhan Virtues)

• Nefsinin kölesi olmamak
• İyi huylu olmak
• Adil olmak
• Saf ve temiz olmak
• Doğru sözlü olmak
• Dürüst olmak
• Asil tavırlı olmak
• Affedici olmak
• Hizmet ehli ve yardımsever olmak
• Merhametli ve vicdanlı olmak
• Güvenilir olmak
• Sadık olmak
• Hoşgörülü olmak
• Vefalı olmak
• Namuslu olmak
• Sır saklamayı bilmek
• Orta yolu benimsemiş ve ılımlı olmak
• Tedbirli olmak
• Alçakgönüllü olmak
• Barışsever olmak
• Mert olmak
• Cesur olmak
• Kibar olmak
• Onurlu olmak
• Sağduyulu olmak
• Cömert olmak
• Saygılı olmak
• Sabırlı olmak
• Çalışkan olmak
• Kanaatkar olmak
• Şükretmesini bilmek
• Gıybet ve iftira etmemek
• Hor görmemek ve ayıplamamak
• Sorumluluk sahibi olmak
• İlkeli olmak
• Aklını rehber edinmiş olmak
• Empati yapabilmek
• İrade sahibi olmak
• Pozitif düşünceli olmak
• Ümitvar olmak
• Bilgiye ve öğrenmeye açık olmak
• Eğitime önem vermek
• Lüzumsuz konuşmamak fakat konuşmak gerektiğinde de sessiz kalmamak
• Güçsüzleri korumak
• Engellileri unutmamak
• Çocuklar üzerine titremek
• Yaşlıları baş tacı etmek
• Bilgece düşünerek yargılamamak ancak geçmişten dersler çıkarmasını bilmek
• Temel hak ve özgürlükleri savunmak
• Evrenseldeğerlere önem vermek


Yaratılış

Ezelde, "E Uzayı" ve "E Zamanı" henüz yaratılmadan önce yani sonsuz ötesi "Y Zamanı" nda sadece Yüce Yaratıcı vardı. Zatıyla, sıfatlarıyla, isimleriyle, dokusuyla (THE TISSUE OF GOD) zaten hep vardı. Sonsuz ötesi konumuyla her yanı, her yönü ve her boyutu kapsıyordu. Bazı eski dinlerde ve öğretilerde iddia edildiği gibi sonsuz bir boşluk asla olmadı. Çünkü Tanrı'nın Dokusu (THE TISSUE OF GOD) zaten her yanı, her yönü ve her boyutu sonsuz ötesi anlamında kaplıyordu. Yani her taraf, her yön, her boyut sonsuz ötesi anlamında O'nunla dopdoluydu. Uçsuz bucaksız sonsuz bir boşluğun aksine ezeli ve ebedi varlığıyla her yanı, her yönü ve her boyutu sonsuz ötesi anlamında dolduran Mutlak Varlık yani Yüce Yaratıcı hep mevcuttu. Mutlak yokluk, hiçlik, hiçliği barındıran sonsuz boşluk diye bir şey hiçbir zaman olmadı. Tanrı hep vardı ve ebediyen de var olacaktır.

Her şeye gücü yeten Yüce Yaratıcı diledi ve büyük patlama oldu. Büyük patlama Tanrı'nın Dokusu (THE TISSUE OF GOD) içinde Tanrı'nın sonsuz ötesi iradesi, sonsuz ötesi gücü ve sonsuz ötesi ilmiyle gerçekleşti. Böylece "E Uzayı ve E Zamanı" yani içinde bulunduğumuz evren yaratıldı. Bu şekilde büyük sahne kuruldu ve mübarek varlıkların her birinin kendi rolünü oynayacağı çok ama çok renkli bir oyun yani "Büyük Oyun" başlatıldı.

Not: Öğreti (THE TEACHING OF YILDIZHAN)'ın diğer bölümlerine sonraki günlerde devam edilecektir.
 
Adres: Valikonağı Caddesi No:143/10 Nişantaşı/İstanbul
Tel: +90 (212) 241 74 24 - 25    Cep: +90 539 694 11 11
Faks: +90 (212) 241 81 21

ayildizhandr@gmail.com
mesaj göndermek için tıklayınız

Doç. Dr. Ahmet YILDIZHAN ameliyatlarını İstanbul Cerrahi Nişantaşı Hastanesi’nde yapmaktadır.